Düşünmek bazıları için en kolay şeydir aslında. Fakat zor olan şey düşünmek değildir, bu düşüncelerimizi diğerlerine haykırabilmektir. Karar vermek kolaydır, kararlarımızı açıklayabilmek ve kendi fikrimizin bir konuşmaya, tartışmaya katkısı olmasını sağlayabilmek zordur. Peki insanlar için neden bu kadar zor kendini açıklayabilmek? Birçok nedeni var bunun elbette. Her fikrin bir ağırlığı var sonuçta, sorumluluklar bırakıyor arkasında. Her fikrin bir görüş içerisinde yeri var, bu görüşlerin ise sevenleri ve sevmeyenleri. Bazı fikirlerin savunucularına karşı bir toplum baskısı da var. Yani haykırmak hiç de kolay değil. İnsan, toplum içinde yer bulmak isteyen bir varlık ve o istediği yeri bulabilmek için her zaman elinden geldiği kadar çabalıyor. Toplumda yer almak için her şeyiyle topluma uyması gerekiyor, bir baskı hissediyor üstünde ya fikirleri beğenilmezse diye. Bu yüzden toplum ona karşı tavır alır diye korkuyor. Ayak uydurmaya çalşıyor belki de, boyun eğiyor bazen. Bir de düşüncelerini sahiplenmeye korkanlar var, ama bunlar toplum yüzünden korkmuyorlar, hatta toplumdan hiç korkmuyorlar. Korkuyorlar çünkü söyledikleri zaman düşüncelerini, bir şeyler yapmaları gerekecek. Sadece düşüncelerini söyleyip uzaklaşmak yetmeyecek, arkasında durmaları gerekecek, harekete geçmeleri gerekecek. Bu tip insanlar ellerindekileri kaybetmek istemiyorlar, mutlular küçük hayatlarından. Hiçbir şeyin değişmesi umurlarında değil, bu yüzden etrafındakiler ne derse ona uyuyorlar, kendi düşüncelerini içlerine gömüyorlar.

Şimdi bütün bu insanları alalım ve birbirlerinden etkilenmeyecekleri bir odaya koyalım, soralım herbirine ne düşündüklerini. İşte ancak böyle kendi düşüncelerini söyleyebilecek herkes, çünkü kimse bilmeyecek kim ne demiş. Herkes o belli belirsiz kimliğini korumaya devam edecek. Düşüncelerini kendilerine saklayacaklar. Gizli bir şekilde oylama yapmak işte bu sebeple önemli, açıklık ve kapalılık insanları etkiliyor niyeyse. Gerçi bu tamamiyle ikiyüzlülüğümüzden, korkaklığımızdan. Bu tür bir oda bulmak mümkün değil oysa ki, etkileniyor insanlar birbirlerinden her halükarda. Ne yapmak gerek? Ne kadar önemli olduğunu anlatmak yetecek mi düşüncelerin? Tabi ki yetmeyecek. Bu böyle devam edecek, düşünce oyunları gerçekleşecek. Kimi korkacak, boyun eğmeye devam edecek, kimi de başkalarının düşüncelerini baskılamak için çaba harcamaya devam edecek. Bunun adı da toplum olacak. Toplumun beraber yaşaması diyeceğiz buna. Anlaşmak olacak, demokrasi olacak. Bir isim bulacağız her zaman, bunun gerekliliğinden. Boğacağız birbirmizi düşüncelere ama kendi düşüncelerimize değil. Başkalarının bizim için uygun gördüğü düşüncelere. Medyanın özenle seçtiği kelimelere ve cümlelere.

En kötüsü de ne biliyor musun? Bu bataklığa çocuklarımızı da sürüklemek, öğretememek onlara onları. İçlerine iteklemek o küçücük düşüncelerini. Dayatmak bizim o harikulade (?) düşüncelerimizi. Küçüklükten itibaren bizi zorlamak onlara, topluma yedirmek bireylerimizi. Dile getirmeyi, saklamamayı öğretmek duyguları ve düşünceleri. Bunu yapmak gerek. Yoksa boğulacağız başkalarının düşüncelerine ve hiçbir zaman fırsatımız olmayacak kendi düşüncelerimizi aktarmaya.

Yani ne mi? Şu. Belli düşüncelere sahibiz, aktarıp aktaramayacağımız ise belirsiz, işte bizim belli belirsiz düşüncelerimiz…

All writing