Derler ya bir yazar ilk cümlesi için çok emek verirmiş, çünkü çok önemli olsun istermiş. Bütün yazı okunduktan sonra o cümle tekrar okunursa eğer, bir aydınlanma yaşansın diye ümit edermiş.

İşte o yazar olmak istiyordum ben de. Çünkü ilklerin her zaman benim için yerinin ayrı olduğunu düşünürdüm. Ancak, insan yaş alınca fark ediyor ki aslında ilkler değil önemli olan sonlar. Çünkü ilkler unutulsa da sonlar asla unutulmuyorlar. Duygu tsunamisi olarak geri dönüyorlar her hatırlandıkça. Önüne kata kata bütün düşünceleri götürüyor ve o baskın duygularla başbaşa kalıyorsun. Belli bir süre uzaklaştıramadığın o kuvvetli hisler, o hatıralar, o son dakikalar seni boğuyorlar. Ne yapacağını bilemiyor, niye böyle olduğunu anlamıyorsun. Bakışların tutuluyor, donakalmış bir vaziyette geçmesini bekliyorsun. Ama biliyorsun ki yine gelecekler bir gün, geçse bile şimdilik, seni tekrar yakalayacak duyguların. Niye mi? Çünkü onlar senin duyguların, sana aitler. Bu sebeple, barışmak gerekiyor o son dakikalar ile. Kabullenmek gerekiyor felaketin kaynağının seninle birlikte olduğunu. Ancak o zaman fark ediyor insan, aslında bu felaketi dindirebilmek için gerekli olanın anlamak olduğunu kendini, ve o sonları.

İşte tam da bu yüzden, en önemli olan ilk cümle değil, son olan. Bitirelim bakalım ilk yazımızı, şu son cümle ile. Düşün o son anı, ve kucakla onu kocaman, ve affet kendini sonu geldiğinden.

All writing