Biraz hayatın koşuşturmacasından bahsetmek istiyorum. Özellikle ne kadar yorduğumuzdan kendimizi boş meseleler hakkında. Sürekli bir şeyler oluyor etrafımda, etrafımızda. Durmaksızın yapılan şeyler, yapılması gerekenler, bizi bırakmayan düşünceler. Sanıyordum ki bu coğrafya ile alakalıydı, Avrupa’daki insanların telaşsız yaşamlarından ben de nasiplenip güllük gülistanlık bir hayat sürecektim. Basit, dertsiz, tasasız. Ama şu an daha güzel kavrıyorum ki alışkanlıklardan vazgeçmek epey zor. Düşünce yapısındaki farklılıklar bazen vazgeçemediğim, beni ben yapan şeyler. Galiba bu hal de benim kişiliğimin bir parçası, öğretilen, miras kalan bana. Bugün sadece yorgunluklarıma odaklanmışım ve fark ettim ki doğum günümü unuttum gün içerisinde. Halbuki sabah kutlanmıştı. Özetle, farkındalığımı yitirmeme sebep oldu bu yorgunluklar.

Bu yorgunlukları geride bıraktığım, ana odaklandığım, etrafımdaki insanlara odaklandığım kamplar geliyor her defasında aklıma, farkındalığımı yitirdiğimi fark ettiğim zaman. İnsanlığın gerçek dertleriyle karşı karşıya kalıyorsun çünkü o zaman. Bir toplum içerisinde var olmak, birbirini anlamak, birlikte var olmak önemli oluyor o zaman, hissediyorsun bunu. Bu hissin kaybolmasının temel sebeplerinden birisi de bunları bir aracı sayesinde düşünmene gerek kalmıyor olması. Para. İşte, tam da bu sebeple, entegrasyon konusunda başarılı olmakta zorluk çekiyor paranın hüküm sürdüğü ülkeler. Daha az anlıyor insanlar birbirini.

Neyse, ortaya karışık bir şeyler yazmış oldum böylece. Amacımıza ulaştık. Farkındalığıma katkı sağlayan bir yazı oldu. İyileştirici bir unsur benim için. İlacımı okuduğunuz için teşekkür ederim, sevgiyle kalın.

All writing